Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

KAYIP ÇAĞ 1 KELİMELER DEVRİ #KİTAP

Resim
Aniden üstlerine inen kılıç, bir hamlede ayırdı bedenlerini.

Hemen yanında çığlık çığlığa bağırmaya başlayan dişiye baktı. Kızıl saçlar savruldu gözünün önünde. Kendi yarasından fışkıran mavi sıvı, bakışlarını bulandırdı. Gözleri karardı.
Son bir gayretle kendisini toparlayıp, kafasını kaldırdı. Kılıcı tutan elin kendinden katbekat uzun sahibine baktı. O çok iyi tanıdığı sima kayboluyor, gittikçe kararan bir gölgeye dönüşüyordu. Elini uzatıp tutunacak bir yer aradı boş yere. Yarasının üzerine elini kapattı. İnlemelerinin arasında güçlükle sorabildi aklındaki tek soruyu; “Neden?”
Gölgenin cevabı merakını gidermedi; “Sana ihtiyacım var.”

Sendeleyerek bir adım geri çekildi. Yarasından yayılan acıya dayanamıyordu. Yüzünü ekşitti. Kızıl saçları maviye bulanan dişiye baktı tekrar. “Ya o?” diye sordu bu kez. Gölgenin bakışlarını fark etti boylarınca yükselmiş Nâr alevinin içinde. Arzuyla bakıyordu gölge dişiye. Sesi titredi soruyu cevaplarken; “Onun için başka bir hesabım var.” Hemen ardından t…

Kayıp Çağ 1 Kelimeler Devri-Video

Resim

UZAK DURULMASI GEREKEN SOY

Resim
Uzak durulması istenen bir ağaç mıydı yoksa soy mu?

Merak doğamızda var. Konuşmaya başladığımız andan itibaren merakımızı gidermek için sorular sorarız. Sorduğumuz ilk sorulardan biri de bu merakın bir sonucu; “Ben nasıl oldum?”

Uzmanlar, çocukların cinsellik ile ilgili keşifleri ve soruları genellikle iki yaş civarında başladığını söylüyor. "Ben nasıl oldum?" en çok sorulan sorulardan biri. Bu soruya karşılık dünya genelinde çocuklara verilen "Seni leylekler getirdi." yalanı en doğru yalandır diyebiliriz. Çünkü Freud’a göre leylek masalındaki kuşun ne anlama geldiğini idrak edebilirsek gerçeği de görebiliriz. Uzmanlar genellikle yalan söylemek ya da soruyu geçiştirmek yerine çocuğun anlayabileceği şekilde doğal süreci anlatmanın en doğrusu olduğunu savunuyor. Freud da aynı görüşte; 




“Dinsel öğretilerin içerdiği gerçekler öylesine bozulmuş ve sistematik olarak tanınmaz hale getirilmiştir ki; insanlık onları gerçek olarak kabul edemez. Bir çocuğa yeni doğan bebeklerin …

VAZGEÇMEMİN 100 YILLIK ÖYKÜSÜ #DENEME

Resim
Tabiri caizse hayatım boyunca tırmalamak zorunda kaldım. Baktım olmuyor vazgeçtim birkaç yıl önce çabalamaktan. Bırakmamın birçok sebebi var; biraz yılgınlık, biraz yorgunluk, biraz da hayalkırıklığı. İlk başlarda çok bocaladım. Vazgeçmek kolay oldu fakat susmak en zoruydu. Olanı şikâyet etmeden kabullenmek, hayallerinin kırıldığını belli etmemek, kendi hatalarının sorumluluğunu üzerine almak… Zor oldu ama başardım. Kimselere açık etmem sustuklarımı. Bazen yazar paylaşırım ama paylaştıklarım yazdıklarımın binde biri. İçimi yakan sıkıntının eğer bir muhatabı varsa; o bilir ne olduğunu. Ondan gayrısına ne anlatırım ne de gösteririm. İstediklerimi görmemek için başımı çevirdiğim bile olmuştur. Kendi kendime “Yaşamak bu kadar zor olmamalı.” der dururdum. Şimdi bakıyorum da; benden öncekiler de benden farklı değillermiş.

Dedem hakkında çok bilgim yok. Bin beş yüz yıl önce yaşayan atalarım hakkında ondan daha çok bilgim var. On beş yaşına kadar çok neşeli, eğlenceli olduğu anlatılırdı yaşıtl…

UYANIŞ #ÖYKÜ

Resim
Aniden esen rüzgârla uyandı. Gözkapaklarını kaldırmadan, açılan üstünü örtmek için; elini sırtına attı. Bir iki yokladı; battaniyesi gelmedi eline. Aranırken elinin dışına çarpan sertliğin ne olduğunu algılayamadı. Bu sefer mecburen açtı gözlerini.
İlk gördüğü manzara uçsuz bucaksız deniz oldu. Telaşla doğruldu. Eline çarpan sertliğe bakındı. Dev gibi bir meşe ağacının dibindeydi. Gözlerini ovuşturdu. Dikkatlice baktı etrafına. Hayır, burası kesinlikle daha önce geldiği bir yer değildi. Nerede uyuduğunu hatırlamaya çalıştı. Evdeydi, duş alıp odasına uyumaya çekilmişti.
Ayağa kalkıp nerede olduğunu araştırmaya koyuldu. Ufukta denizin enginliği dışında görünen bir kara parçası ya da nesne yoktu. Arkasını döndüğünde sıkı bir orman gördü. Korku ve şaşkınlığın neden olduğu bir panik dalgasının göğsünden yukarı doğru patladığını duyumsadı. Anlam veremiyordu. Hafızasını tekrar yokladı. Hatırladığı son resimlerde herşey yolundaydı. Evindeydi, işten biraz geç gelmişti. Kısa bir süre televizyon i…

RUH TEMASI #ÖYKÜ

Resim
Dudaklarının ucunu kıvırarak güldü neden sonra; “Tebrik ederim.” Çok iyi bildiğim ve hayran olduğum neşesi yayılmadı yüzüne. Sesinin titremesine engel olamıyordu. Gözbebeğinin titrediğini fark ettim. Hayalkırıklığnın resmi geçidi…
Ciğerlerimden bir ateş kaydı karın boşluğuma. Daha önce nasıl anlayamadığımı düşündüm. Boğazım düğümlendi. Yine de kuru bir sesle “Teşekkür ederim.” diyebildim. Gözlerimi gözlerinden çekemiyordum. Sessizlik uzun sürünce boğazımı temizledim. “Önemli bir şey söylemek istiyordun. Ne söyleyecektin?”
Güldü. Daha önce fark etmediğim kadar güzel gülüyordu. “Senin haberinin yanında önemi yok.” dedi. Saatine bakıp “Gitmem gerek.” diyerek aceleyle çantasında aslında aramadığı bir şeyleri aramaya koyuldu. Bir kartvizit çıkardı derin kuyudan. Elleri titriyordu.
Her seferinde yaptığı gibi sarılmadı bu kez. Yanağını yanağıma değdirip elimi sıktı. “Tekrar tebrik ederim. Hayırlısı olsun.” Kartvizitteki numarayı telefonuna işlerken arkasını dönüp gitmeye koyuldu. Sessizlik ile …

KABUS #ÖYKÜ

Resim
“Üstüne giydiği montun kendi montu olmadığını fark eder etmez geri döndü. “Yazık, kimin acaba?” diye söylenerek montu aldığı yere geri bırakma telaşıyla koşarak girdi binadan içeri. Kendi montumu bulmakla ilgili bir sıkıntısı yok, çünkü kolunda sarılı. 
Az önce çıktığı salonu ararken binanın içinde kaybolduğunu çok çabuk fark etti. Endişelenmeye başladığı sırada merdivenlerden bir üst kata çıkmayı akıl etti. Koşar adım çıktı basamakları. Üst kat okulmuş meğer. Dersten çıkan üniformalı öğrencilere şöyle bir bakıp gerisin geriye döndü. Trabzanlardan kayarak indi merdivenleri. Kaymaya kendini kaptırmışken en alttaki basamağın bir süs havuzuna bitişik olduğunu gördü. Duramayacağını kendi de biliyordu. Sakince bıraktı suya kendini. Sadece ayakkabıları ıslanmıştı. 
Sudan çıkarken montu bırakacağı salonun girişini uzaktan görünce rahat bir nefes aldı. Bir anda salonun kapısıyla arasındaki geniş açıklığa nereden geldiğini anlamadığı köpekler doluştu. Onlarca köpek aynı anda hırlıyor, havlıyor, …

HANÇER #ÖYKÜ

Resim
Gün ışımak üzereydi. Son bir kez gözden geçirdiği mektubu özenle ikiye katladı. Bir yüzüne ‘Hançer’ yazıp üzerindeki yazı görünecek şekilde masanın üzerine bıraktı. Telefonunun ve tabletinin butonlarına bir kez daha bastı boş bir umutla. Ekranların ikisinde de yeni bir bildirim yoktu. 
İçine yazlık ve kışlık bir kaç parça giysi tıkıştırdığı çantayı eline alıp kapıya yöneldi. Çıkmak üzereyken 25 yılını geçirdiği eve son bir kez bakmayı düşündüyse de yapmadı. Anıları silmek için atıyordu bu yeni adımları. Gereksiz yere yeni anılar edinmenin bir anlamı yoktu. Bir an önce sıyrılmak gerekti bu köhnemiş hayattan. Akılda yer edecek son bir izi kaldıracak kadar yüreği kalmamıştı.



Kapıdan çıkar çıkmaz bildik adımlarının sesi duyuldu evin içinden. Birkaç adım sonraysa mutlak sessizlik girdi içeri. Eşyalar bile birbirleriyle konuşmaya utanıyor, kendi hüzünlerini çekmek için birbirlerine saygı gösteriyorlardı. Bir zaman sonra telefonun ekranı parladı. ‘Hançer’ yazıyordu yanıp sönen ekranda. Kısa bir…

HAMAL #ÖYKÜ

Resim
Sırtındaki küfeyi indirip elini beline koydu. Guruba çevirdi bakışlarını. Acı çekiyormuş gibi ekşitti yüzünü. Elinin tersiyle alnında süzülen teri sildi. Derin bir nefes verip cebindeki parayı çıkarmadan hesaplamaya koyuldu. Eve dönüş ve ertesi günün yol paralarını çıkarınca güzelce bir yemek yiyebilecek kadar iş yapmıştı bugün. Ama bugün de az yiyecekti. Eskimiş küfesine baktı. Birkaç güne kalmaz kullanılmaz hale gelecekti.

Yolun kenarına geçip kaldırıma oturdu. Bir gün önce otobüste oturduğu koltuğun arasına sıkıştırılmış kitabı çıkardı arka cebinden. Yaşlı, çirkin bir ihtiyarın fotoğrafı vardı kitabın üzerinde. Ecnebi dilinde yazılmış olduğunu düşünmüştü önce kapağında sadece Bukowski yazan kitabı elinde çevirirken. Arka kapağının Türkçe olduğunu fark etse de bulduğu aralığa kitabı tekrar sıkıştırıp bıraktı. İlkokulu bitirdiğinden beri eline kitap almadığını düşününce alıp cebine koymuştu.




Oturduğu yerde rastgele bir sayfa açtı.

“Bazı insanları acı büyütür ve yaşatır. Acı çekmeden; da…

KUŞ ARAMAYA ÇIKMIŞ KAFES #DENEME

Resim
“Bize kalmayacak dünya için bize kalacak günahlar biriktiriyoruz.” demiş Malcolm X. Bize kalmayacak dünya! Nasıl da yitiriyor anlamını her şey. Bize bir şeyler kalmasından ziyade bizden bir şeyler kalsın diye beyhude çabalarla anlam katma çabası içinde boğulup gidiyoruz. En derinde sakladıklarımıza dokunamayanlarla yatağımızı paylaşıp bir gün gelecek olanı bekleyip duruyoruz. İzlediğimiz filmlerden mi, okuduğumuz kitaplardan mı bilmem; bir yerlerde bizi bekleyen birileri olduğunu düşünüyoruz. Çünkü hayatın muhteşemliği tek başına çekilmiyor. İlla bir el olacak elimizi tutan. Bu yüzden belki de gülen bir çift göze, hafif bir tebessüme dünyaları veriyoruz kimi zaman. Hiç olmadı yüzü, gözü, elleri görünmeyen bir bedene tutulup kendi ellerimizle can giydiriyoruz üstüne. Burnundan nefes üfleyip ruh katıyoruz düşlerimizde. Alışkın olduğumuz zaman mevhumunun dışında bir süre birlikte oluyoruz hayallerimizde. O kadar alışıyoruz ki o hayale; ne ara kanımıza karıştığını anlamıyoruz bile. Zehir…