Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MUHTEMELEN İLK KEZ DUYACAĞINIZ 9 ÖNEMLİ BEYİNSİZLİK KURALI #DENEME

Resim
1-Merak ettiklerinizi bir bilene sorun
Araştırma ile zaman kaybetmeyin. Ekşi sözlük, Wikipedia ve Google gibi internet kaynaklarından da yararlanabilirsiniz tabi, ama en doğru yöntem sormak ve beş dakika sonra unutmaktır. Bu sizi meraklı ve ilgili göstermeye yetecektir. Unutmayın; bilip bilmemeniz önemli değil. Her konuda fikir beyan etmekten asla çekinmeyin. Bilmiyorum kelimesi kesinlikle ağzınızdan çıkmamalı. İnsanlara, hiçbir işinize yaramayacak sorular sormaktan da çekinmeyin. 
2-Dini inançlarınızı atanızın babanızın söylediklerine göre şekillendirin.
Bu konuda binlerce yıldır yazılanları okumanız gerekmez. Zaten anlaşılmayacak bir şey de yok. Televizyon da bu konuda eşsiz bir bilgi kaynağıdır. Özellikle uydu kanallarında sürekli konuşan birçok vaiz bulabilirsiniz. Üstelik okumayı teşvik etmeyerek büyük insanlık hizmeti de vermekteler. Babanızın fikirleriyle çelişen konuşmalar yapanlarla bütün iletişiminizi kesin.
3-Okunması tavsiye edilen kitapların sayfasını dahi açmayın. 
Filminin ç…

BUNLAR 18 AĞUSTOS'TA OLDU ve UNUTTUK BİLE! #DENEME

Resim
Beş yaşında var yok. Oturtmuşlar turuncu bir koltuğa. Şaşkın. Etrafına bakınıyor. Sesler var, bağıran seslenen insanlar. Dudakları büzülüyor ağlayacakmış gibi. Vazgeçiyor nedense. Şakaklarından süzülen kanı eliyle siliyor. Eline bulaşan kırmızılığı görünce afallıyor, ne yapacağını şaşırıyor. Elini silmeye çalışıyor acemice. Ayaklarından kafasına kadar toza bulanmamış tek bir hücresi yok. Bombalanan bir binanın enkazından çıkarılmış zavallı.


Hemen arkasından başka bir şey daha öğreniyorum. Bu kez olay İstanbul’da. Ablasının evinde kendi başına doğum yapmış biri. Göbek bağını kendi kesmiş. Yeni doğanı bir poşetin içine koyup, ağzını sıkıca bağlamış. Atmış kömürlüğe. Yarası dayanamayacağı ağrılara sebep olunca hastaneye götürülmüş apar topar. Orada ortaya çıkmışmış doğurduğu.

Ahh dedim duyunca, görünce. Ahh yavrucak. Bugün iki kez yandı içim o sabiler için. Lanet olsun diye avazım çıktığı kadar bağıracağım, ama yine içimde kalacak sesim. Göbekleri yüzünden kravatları kısa kalan kalın sesli…

KAPKAÇÇILAR ACIMAZ #ÖYKÜ

Resim
Dört tane itfaiye aracı peş peşe durdu evimin önünde. Gökyüzüne yükselen siyah dumanların arasından onlarca itfaiye eri koşuşturmaya başladı. Bir yandan müdahale edecekleri yeri tespit etmeye çalışırken, diğer yandan hortumları araçlara bağlamak için çaba sarf ediyorlardı. Aralarından biri kalın eldivenli parmağıyla sorunun kaynağını işaret etti. Perdelerin arkasından izliyordum koşuşturmalarını. Parmağın tam olarak durduğum yeri işaret etmesiyle ürperdim bir an için. Bedenime yayılan hoşluğun adını umut koydum. Tecrübe bu olsa gerek. Belli ki; işlerinin eri itfaiye erlerini göndermişlerdi. Hazırlıklar bitmeden dumanın kaynağını tespit etmişlerdi bile.

Yerimden kımıldamadan izledim telaşsız koşuşturmalarını. Hortumları araçların arkasındaki dev vanalara bağlamalarını, yerlerini alıp suyun açılmasını beklemelerini; bir dozerin temel çukuru kazmasını izler gibi zevkle izledim. Dört araca bağlı dört hortumu tutan sekizer itfaiyeci büyük bir ustalıkla yerlerini aldı. Aynı anda dört itfaiye…

SEMTİMİZİN MÜNEVVER ŞAHISLARINDAN MÂHİ, HAYATI ve ESERLERİ #ÖYKÜ

Resim
Hakkındaki en geniş malumatı, Serdar-ı Kâmil Kürdi hazretlerinin özellikle her dini bütünün evinde bulunması farz olan “Validenizle nasıl ülfet ettim” isimli eserinden aldığımız Mâhi’nin; o devirlerde pek muteber olan Fatih semtinin, bir tarafı beş katlı apartımanlar diğer tarafı iki katlı evlerle süslenmiş bir sokağının ortasında dünyamıza teşrif ettiği bilinmektedir.  Doğum tarihi olarak elimizde bir ispat vesikası bulunmadığından yaşı hakkında; ancak o meşhur yanağında oluşan gamze sayısına bakılarak tahmin yürütülür.             Ne çekip çıkartma ne de fırlatmaymış Mâhi. Zavallı anacığının tek başına, ahretliğinin evindeki altın gününe doğru şen kahkahalar atarak yürüdüğü bir sırada suyu gelmiş, biçarenin feryatları neticesinde başına toplanan kalabalığı ‘açılın ben doktorum’ diyerek yaran maharetli bir tabip; (Allah ondan razı gelsin) bin bir zorluk içerisinde doğumu gerçekleştirmiş, bizlerin de bu müstesna şahsı tanıma payesi almamıza vesile olmuş. Tarih kitaplarında karnı yarıla…

EKMEK #DENEME

Resim
Yerli olur, yersiz olur düşünmeden, gelene geçene laf atan bir delikanlı var bizim mahallede. Otuzuna gelmemiştir henüz. Neredeyse herkes tanır, ama tanıyanların tamamı adını bilmiyordur. Ben bilmeyenlerin tarafındayım, çok gerekmedikçe de öğrenmeye niyetim yok.
Ağaçların gölgesiyle yıkanan demir çitlere sırtını dayamış bana bakıyordu. Parmak arası terliklerimle zorluklar içinde attığım adımları sayıyor gibiydi. Yeterince yaklaştığıma kanaat getirince “ne sıcak hava” dedi. “Öyle valla” dedim bakkala olan yürüyüşümü durdurmadan. “Denize gittin mi?” diye sordu tam önünden geçerken. “Bu sene ayağımı suya sokmuş değilim” dedim. (“Ağustos’u yarıladık”) diye düşündüm sonra. Bırak denize, havuza girmeyi dondurma bile yemedim daha. Güzelce kesilmiş, üçgen bir karpuz dilimini eritmedim ağzımın içinde henüz. Yaz başladığından beri içmeye de gidemedim, önceden anlaşma gereği olmadan buluştuğumuz yere. Kendi kendime acıdım hiç gereği yokken. Uyuz oluyorum bu çocuğa. İçimdeki bir şeyleri tetikleyip…

SUPERMEN FELÇ OLDU #DENEME

Resim
Benimle yakından temas etmeyenlerin gözünde kötümserin önde gideniyim. Olaylara, başıma gelenlere karanlık tarafından bakmayı adet edinmiş biriyim onlara göre. Haklılar mı acaba diye düşünmedim değil?

Başarının, iyimserliğin, motive bir yaşam sürmenin “gerek şart” olduğunu pompalayan bir dünyanın içinde yaşadığımızı kabul edelim Ağır bir mesaj bombardımanı altındayız.  Derde dönüştüğü için artık çözülmesi imkânsız gibi görünen kimi sıkıntıların arasında bir umut vahası bahşediliyor insanlara. “Bak! 
O başardı, sen de başarabilirsin. Şunları ve bunları eksiksiz yaparsan senin de başarmaman için hiçbir sebep yok. Senin ondan farkın yok!”
Çocuk yaşlarımı sürerken kahramanım Süperman’di. Kurşun bile işlemiyordu adama, yardım çağrısını nerede olursa olsun duyuyor, o muhteşem peleriniyle süzülerek olay mahalline intikal ediyordu. Gözlüğünü takıp, alnına düşen perçemi geriye yatırdığında az önce yardım ettiği insanlar bile tanımıyordu onu. Tanrının insanlara armağan ettiği muhteşem bir varlık. …

DİYEMESEM DE ALLAH BELANIZI VERSİN #DENEME

Resim
Sıkıştım kaldım kendi adıma. Hareket kabiliyetim zayıfladı son zamanlarda. Yırtarak çıkmak istiyorum bedenimden artık. Benden büyük güçlerle baş edemiyorum tek başıma. Kaldıramıyorum olanları, bırakıyorum diyorum her şeyi; tamam, benden bu kadar diyorum, ama bir şeyler dürtüyor. Hayır, diyor yazacaksın. Yoksa delirtirim seni, ölüme bile güler hale getiririm. Ahmak yaparım seni, ölenleri sınıflandırasın diye. Mantıktan yoksun bırakırım; kadın, erkek, çocuk, trans, eşcinsel, dindar, ateist demeden yakılan, bıçaklanan, öldürülen herkes için ‘iyi olmuş’ dedirtirim sana yazmazsan diyor. Korkudan yazıyorum. Delirmemek için. Gazete okumayı, haber izlemeyi yıllar önce bıraktığım halde her şeyi öğrenip, sadece öğrenmekle kalmak istemediğim için yazıyorum. Şimdilik elimden gelen bu. Yazdıklarımın siyah bayrakları fikren, bedenen ucundan kenarından tutmuş geri zekâlılara ulaşmadığından eminim. Ulaşsam bile beni anlamaya çalışmak yerine, kendilerinden geçmek için büyük bir iştahla kanımı akıtacakla…

MEA MAXIMA CULPA-BENİM BÜYÜK HATALARIM #DENEME

Resim
Sıcak. Uyunacak zaman değil. Düşünmek lazım, bir çıkış yolu bulmak lazım. Ama sıcak. Eritiyor damla damla hücrelerimi. Bardak bile terliyor. Dayanamıyor, içindeki anasonlu sıvının buzu eritmesine. Bir dikişte bitirebilenlerden değilim. Ağır ağır içiliyor bu meret. Sadece bir eriği emerek koskoca kadehi yuvarlayanlar var bir de. O kadar ağır da değilim. Türkülere eşlik ederim bak. Mühür gözlüm seni elden derim mesela, ama sesim yükselmez, içimden kıskanırım seni elden. Zihnimde Neşet Ertaş gibi gôynûm demeyi becerebildiğim için asla gönlüm demem. Neyse ki; becerebildiklerim de var. İçince sapıtmam mesela. Sınırımı bilirim. Rezalet çıkmaz benim yüzümden. Güzel de severim. Sevince de için için yanarım. Fakat yakar bitiririm kendimi. Sözler rüzgâr gibi uçup gidiyor diye gözlerimle anlatmaya çalışırım olan biteni. Kalbimin iki tarafına da ışık vursun bundan böyle. Bir taraf nurdan ötürü parlarken, diğer taraf kalmasın karanlıkta. Hem sağımdan hem solumdan vursun ışık. Beynimin sağ yanını biri…

BU DÜNYADAN SAĞ ÇIKAMAYACAĞIMIZI BİLİYORSUNUZ DEĞİL Mİ? #DENEME

Resim
Her zaman kullanmam ama yeni tutuşturulmuş bir kibritin kokusunu sonuna kadar çekiyorum her seferinde. O kibrit sonuna kadar yanıp kendini tüketirken, çocukluk anılarım doluyor zihnime. Köyümüzde elektiriğin olmadığı zamanlar; hava karardığında yakılan gaz lambaları, ya da daha aydınlık olsun isteniyorsa, piknik tüpünden çıkan borunun ucuna bağlanan Lux adı verilmiş bezler, o loş ışıkta edilen kısık sesli sohbetler… O zamanlar mutluyduk. Evet, bizden büyüklerin kimi dertleri, sıkıntıları vardı. Şimdiki zamanımızdan biri gidip o zamanlara bizim yaşadığımız toplu melankoliyi anlatsa dehşet içinde kalırlardı eminim. Dünya’da kötülük yok muydu o zamanlar? Tacizler, tecavüzler, cinayetler hep vardı, kendimizi kandırmayalım sonsuza kadar var olacak. Bunun eğitimle bir ilgisinin olduğunu düşünmüyorum. Başka bir sıkıntı var bu işlerde. Belki ben öyle hatırlamak istediğim için mutlu olduğumuzu farz ediyorum o zamanlar. Bunu da olan bitenlerden haberimiz olmayışına bağlıyorum. Evet, haberimiz yok…

BİTEN DEFTERE AĞIT #DENEME

Resim
Bitiyor defterim. Ömrümü nasıl gün gün tükettiysem defterimi de sayfa sayfa geride bıraktım. Yazdıklarımdan kimilerini paylaştım. Büyük bir çoğunluğu bana kalacak yine de. Kim bilir belki bir gün bir sahafın indirim sepetinde meraklı bir el tarafından incelenir. Belki alınıp başka bir hayatın içinde varlığını sürdürecek belki de sepetin içinde kalacak. Zamanında içeri alınmadığı için yağmurlarda ıslanacak güneşle kuruyacak ve gün gelecek çürüyüp yok olacak. O kadar çok itiraf var ki defterlerimde; her bitişte hüzünleniyorum o yüzden. Ucuna, kenarına notlar alarak sürdürmeye çalışıyorum birlikteliğimi, iyice berbat edip kalem oynatacak tek boşluk kalmayıncaya kadar. Fakat bitiyor işte. Bu defterin kapağı da belli bir zaman aralığının bütün gerçeklerini içinde saklamak üzere kapanacak birazdan. Yeni bir defterle ilişkim genelde sıkıntılı başlıyor. Sayfalar yazdığım sayfanın üzerine kapanıyor, öyle her kalemin mürekkebini beğenmiyor, çantama sığmıyor. Sinirleniyorum, pişman oluyorum, eski d…

SUR #ÖYKÜ

Resim
Alnına düşen saçlarını yavaşça geriye itti. Daha elini indirmeden geriye attığı saç tutamı eski yerine geldi. Kafasını kaldırıp karşısında söylenip duran adama bakmamak için tavana dikmişti gözlerini. “Utanmıyorsun. Gittikçe anana benziyorsun. Defol git! Benim artık senin gibi bir kızım yok. Defol!” Bir saatten beri yediği azarın etkisiyle büktüğü boynunu ilk defa kaldırdı. Bir kapıyı gösteren işaret parmağına baktı, bir de parmağın sahibi babasının yüzüne. Gözünden bir damla yaş süzüldü. Çaresiz defolacaktı. Ama hepten ümitsiz de değildi. (“Olsun, Caner var.”) Sırtını dikleştirdi. Üstündekiler dışında tek bir eşya almadan çıktı; 22 yıldır baba ocağı bildiği evden. (“Aslında iyi oldu; babamın istediği adamla evleneceğime ölürüm daha iyi.”) Dudağındaki belli belirsiz gülümsemeyi zapt etmeye çalışarak tırmandı Draman yokuşunu. Çarşamba’ya geldiğinde durakladı. İlk defa görüyormuş gibi etrafına bakındı. (“Çoktan çıkmıştır işten. Evine gitsem daha iyi olur.”) Fatih Camii’nin avlusundan geçip Fe…