Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KAYIP ÇAĞ ve EVRİM TEORİSİ- Dursaliye Şahan #KİTAP TANITIMI

Resim
Dursaliye Şahan yazdı

Dünyanın değil ama Türkiye’nin gündemine zaman zaman oturan “evrim gerçek mi?” sorusuna geçtiğimiz günlerde Aziz Sancar cevap verdi ama hangi kulaklar duydu, hangi beyinler nasıl algıladı orası muallak.

Ve fakat bu kez durum vahim. Bildiğimiz evrim teorisi artık ders kitaplarından çıkarıldı. Yerine konanlar ayrı bir yazı konusu.

Gelişmiş ülkelerde evrim teorisi artık kanıtlanmış bir bilgi olarak çoktan geçilmiş durumda. Onlar başka sularda yeni yeni bilgiler edinirken, biz evrim teorisinde yeni fıkralar üretmek üzere cirit atmaktayız. Kime kolay gelsin, kime geçmiş olsun diyeceğimi bilemiyorum.  İşte bu evrim teorisinin ders kitaplarından çıkarıldığını duyunca aklıma geçen ay okuduğum Kayıp Çağ romanı geldi.

Achilles Valentin’in, 3.ncü kitabı.

Fantastik türdeki romanın kısacık özeti şöyle: İnsanın var oluşundan önceki, (mitolojiyi saymazsak) henüz bilgi sahibi olamadığımız çağları ve insandan önceki varlıkları anlatıyor.

Şimdi kitabın edebi değerini bir yana bırakalım.…

PİSAGOR'DAN UFUK AÇICI ON ALTIN ANAHTAR #DENEME

Resim
Pisagor'un, milattan önce 600 ile 590 yılları arasında doğduğu düşünülmektedir. Yaklaşık 100 yıl yaşadığı rivayet edilir. Genellikle sayıların babası olarak bilinir. Doğumu ile ilgili bir çok ilgili çekici efsane anlatılır. Bunlardan bazıları Hz. İsa ile ilgili anlatılanlarla çarpıcı benzerlikler taşır. Öğretilerine bakıldığında batı ve doğu felsefelerine tam olarak hakim olduğu kolaylıkla anlaşılır. Kimi İslam düşünürlerinin Pisagor’dan ve onun öğretilerinden beslendiği bugün bilinen bir gerçek. Pisagor, kendisine filozof diyen tarihteki ilk kişi. Dünya bu kelimeyi ona borçludur da diyebiliriz. Ondan önce bilge insanlara ‘veli’ ya da “bilen” gibi isimler veriliyordu. Pisagor, ‘bilgi sever’ ya da “bilgiyi arayan’ anlamına gelen filozof kelimesini kullanarak bir anlamda alçakgönüllülüğünü de ispat etmiş. Bu kadar dolu ve öğreten birinin hayatını kısa alıntılarla anlatmak pek mümkün değil. Malum internetten okunanların sadece ve kısa olması gerekiyor. Öyleyse Pisagor’un altın anaht…

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM #DENEME

Resim
Bugün hayatımın 42. sezon finali gerçekleşiyor. Yeni sezon yarın başlayacak. Ülkelerden Avusturya, şehirlerden Kütahya temsil ediyor yeni yaşımı. 42 yıllık ömrümün 9 yılı Almanya’da, 1 yılı Samsun’da, 4 ayı Konya’da, 3 ayı da Seferihisar’da geçti. Bunlar ve bir iki haftalık ayrılışlarımı saymazsak geri kalan hayatımın tamamı İstanbul’da geçti. 

Toplam dört semtte oturdum İstanbul’da. Şimdi oturduğum semtte 23. Yılımı idrak ediyorum. Okullarımı bütünlemeye kalmadan bitirdim. 17 yaşındayken başladığım mesleğimi 26 yaşındayken ruhsat alarak taçlandırdım. 2014’ün sonunda da meslek hayatımı sonlandırdım.

Genç yaşlarımda insanların seçimleriyle yaşadıklarını düşünürdüm. Pek güzel bir aforizmaymış gibi sürekli tekrarlardım; “İnsan tercihleriyle yaşar.” diye. Şimdiyse farklı düşünüyorum. Seçim yaptığımızı sandığımız durumlarda aslında seçim yapmadığımıza inanıyorum. Diğer ihtimalleri seçseydik neler olacağı konusunda hiçbir fikrimiz yok çünkü. Kısacası yaşamın olasılıklar sunduğuna inanmıyorum …

UZAK DURULMASI GEREKEN SOY #DENEME

Resim
Uzak durulması istenen bir ağaç mıydı yoksa soy mu?

Merak doğamızda var. Konuşmaya başladığımız andan itibaren merakımızı gidermek için sorular sorarız. Sorduğumuz ilk sorulardan biri de bu merakın bir sonucu; “Ben nasıl oldum?”

Uzmanlar, çocukların cinsellik ile ilgili keşifleri ve soruları genellikle iki yaş civarında başladığını söylüyor. "Ben nasıl oldum?" en çok sorulan sorulardan biri. Bu soruya karşılık dünya genelinde çocuklara verilen "Seni leylekler getirdi." yalanı en doğru yalandır diyebiliriz. Çünkü Freud’a göre leylek masalındaki kuşun ne anlama geldiğini idrak edebilirsek gerçeği de görebiliriz. Uzmanlar genellikle yalan söylemek ya da soruyu geçiştirmek yerine çocuğun anlayabileceği şekilde doğal süreci anlatmanın en doğrusu olduğunu savunuyor. Freud da aynı görüşte; 




“Dinsel öğretilerin içerdiği gerçekler öylesine bozulmuş ve sistematik olarak tanınmaz hale getirilmiştir ki; insanlık onları gerçek olarak kabul edemez. Bir çocuğa yeni doğan bebeklerin …

VAZGEÇMEMİN 100 YILLIK ÖYKÜSÜ #DENEME

Resim
Tabiri caizse hayatım boyunca tırmalamak zorunda kaldım. Baktım olmuyor vazgeçtim birkaç yıl önce çabalamaktan. Bırakmamın birçok sebebi var; biraz yılgınlık, biraz yorgunluk, biraz da hayalkırıklığı. İlk başlarda çok bocaladım. Vazgeçmek kolay oldu fakat susmak en zoruydu. Olanı şikâyet etmeden kabullenmek, hayallerinin kırıldığını belli etmemek, kendi hatalarının sorumluluğunu üzerine almak… Zor oldu ama başardım. Kimselere açık etmem sustuklarımı. Bazen yazar paylaşırım ama paylaştıklarım yazdıklarımın binde biri. İçimi yakan sıkıntının eğer bir muhatabı varsa; o bilir ne olduğunu. Ondan gayrısına ne anlatırım ne de gösteririm. İstediklerimi görmemek için başımı çevirdiğim bile olmuştur. Kendi kendime “Yaşamak bu kadar zor olmamalı.” der dururdum. Şimdi bakıyorum da; benden öncekiler de benden farklı değillermiş.

Dedem hakkında çok bilgim yok. Bin beş yüz yıl önce yaşayan atalarım hakkında ondan daha çok bilgim var. On beş yaşına kadar çok neşeli, eğlenceli olduğu anlatılırdı yaşıtl…

UYANIŞ #ÖYKÜ

Resim
Aniden esen rüzgârla uyandı. Gözkapaklarını kaldırmadan, açılan üstünü örtmek için; elini sırtına attı. Bir iki yokladı; battaniyesi gelmedi eline. Aranırken elinin dışına çarpan sertliğin ne olduğunu algılayamadı. Bu sefer mecburen açtı gözlerini.
İlk gördüğü manzara uçsuz bucaksız deniz oldu. Telaşla doğruldu. Eline çarpan sertliğe bakındı. Dev gibi bir meşe ağacının dibindeydi. Gözlerini ovuşturdu. Dikkatlice baktı etrafına. Hayır, burası kesinlikle daha önce geldiği bir yer değildi. Nerede uyuduğunu hatırlamaya çalıştı. Evdeydi, duş alıp odasına uyumaya çekilmişti.
Ayağa kalkıp nerede olduğunu araştırmaya koyuldu. Ufukta denizin enginliği dışında görünen bir kara parçası ya da nesne yoktu. Arkasını döndüğünde sıkı bir orman gördü. Korku ve şaşkınlığın neden olduğu bir panik dalgasının göğsünden yukarı doğru patladığını duyumsadı. Anlam veremiyordu. Hafızasını tekrar yokladı. Hatırladığı son resimlerde herşey yolundaydı. Evindeydi, işten biraz geç gelmişti. Kısa bir süre televizyon i…

RUH TEMASI #ÖYKÜ

Resim
Dudaklarının ucunu kıvırarak güldü neden sonra; “Tebrik ederim.” Çok iyi bildiğim ve hayran olduğum neşesi yayılmadı yüzüne. Sesinin titremesine engel olamıyordu. Gözbebeğinin titrediğini fark ettim. Hayalkırıklığnın resmi geçidi…
Ciğerlerimden bir ateş kaydı karın boşluğuma. Daha önce nasıl anlayamadığımı düşündüm. Boğazım düğümlendi. Yine de kuru bir sesle “Teşekkür ederim.” diyebildim. Gözlerimi gözlerinden çekemiyordum. Sessizlik uzun sürünce boğazımı temizledim. “Önemli bir şey söylemek istiyordun. Ne söyleyecektin?”
Güldü. Daha önce fark etmediğim kadar güzel gülüyordu. “Senin haberinin yanında önemi yok.” dedi. Saatine bakıp “Gitmem gerek.” diyerek aceleyle çantasında aslında aramadığı bir şeyleri aramaya koyuldu. Bir kartvizit çıkardı derin kuyudan. Elleri titriyordu.
Her seferinde yaptığı gibi sarılmadı bu kez. Yanağını yanağıma değdirip elimi sıktı. “Tekrar tebrik ederim. Hayırlısı olsun.” Kartvizitteki numarayı telefonuna işlerken arkasını dönüp gitmeye koyuldu. Sessizlik ile …

KABUS #ÖYKÜ

Resim
“Üstüne giydiği montun kendi montu olmadığını fark eder etmez geri döndü. “Yazık, kimin acaba?” diye söylenerek montu aldığı yere geri bırakma telaşıyla koşarak girdi binadan içeri. Kendi montumu bulmakla ilgili bir sıkıntısı yok, çünkü kolunda sarılı. 
Az önce çıktığı salonu ararken binanın içinde kaybolduğunu çok çabuk fark etti. Endişelenmeye başladığı sırada merdivenlerden bir üst kata çıkmayı akıl etti. Koşar adım çıktı basamakları. Üst kat okulmuş meğer. Dersten çıkan üniformalı öğrencilere şöyle bir bakıp gerisin geriye döndü. Trabzanlardan kayarak indi merdivenleri. Kaymaya kendini kaptırmışken en alttaki basamağın bir süs havuzuna bitişik olduğunu gördü. Duramayacağını kendi de biliyordu. Sakince bıraktı suya kendini. Sadece ayakkabıları ıslanmıştı. 
Sudan çıkarken montu bırakacağı salonun girişini uzaktan görünce rahat bir nefes aldı. Bir anda salonun kapısıyla arasındaki geniş açıklığa nereden geldiğini anlamadığı köpekler doluştu. Onlarca köpek aynı anda hırlıyor, havlıyor, …

HANÇER #ÖYKÜ

Resim
Gün ışımak üzereydi. Son bir kez gözden geçirdiği mektubu özenle ikiye katladı. Bir yüzüne ‘Hançer’ yazıp üzerindeki yazı görünecek şekilde masanın üzerine bıraktı. Telefonunun ve tabletinin butonlarına bir kez daha bastı boş bir umutla. Ekranların ikisinde de yeni bir bildirim yoktu. 
İçine yazlık ve kışlık bir kaç parça giysi tıkıştırdığı çantayı eline alıp kapıya yöneldi. Çıkmak üzereyken 25 yılını geçirdiği eve son bir kez bakmayı düşündüyse de yapmadı. Anıları silmek için atıyordu bu yeni adımları. Gereksiz yere yeni anılar edinmenin bir anlamı yoktu. Bir an önce sıyrılmak gerekti bu köhnemiş hayattan. Akılda yer edecek son bir izi kaldıracak kadar yüreği kalmamıştı.



Kapıdan çıkar çıkmaz bildik adımlarının sesi duyuldu evin içinden. Birkaç adım sonraysa mutlak sessizlik girdi içeri. Eşyalar bile birbirleriyle konuşmaya utanıyor, kendi hüzünlerini çekmek için birbirlerine saygı gösteriyorlardı. Bir zaman sonra telefonun ekranı parladı. ‘Hançer’ yazıyordu yanıp sönen ekranda. Kısa bir…