AYDINLIĞI ATEŞLE KARARTANLAR #DENEME

Benimle yaşıt olanlar belki hatırlıyorlardır. İlkokul dördüncü sınıf Türkçe kitaplarında kendi çocukluğundaki Cumhuriyet Bayramlarını anlattığı bir yazısı vardı Müjdat Gezen’in. Filmlerinden tanıdığımız ünlü birinin yazısı okul kitabında olduğu için nasıl sevindiğimi hâlâ hatırlıyorum. Demek ki; ünlüler ders kitaplarına girip bize bir şeyler öğretebiliyorlardı.

Mezun olduğum lisenin yetiştirdiği kıymetli insanları sıralarken onun ismini gururla andım hep. Lisemizin Boza Günleri dışında bir karşılaşmamız yok kendisiyle. Bizzat kurup geliştirdiği, hayatını adadığı okullarından birinde eğitim alma şansım da olmadı henüz. Fakat uzaktan da olsa biliyorum ne büyük emeklerle kurduğunu ve ne değerli insanların yetişmesine vesile olduğunu o okullarda. 

Birkaç gün önce adap bilmeyen densizin birinin televizyondaki hakaretlerini öfkeyle izlemiştim. Dün de o aydınlık okulu yakmaya çalıştılar. Alevler kapısından içeriye girmedi. Devlet büyüklerimiz olayı kınadı mı bilmiyorum. “Failleri yakalayacağız!” sözü veren biri çıktı mı haberim yok. Muhtemelen bir iki gün sonra şöyle kalabalık bir mitingde “Televizyonda izlediklerinden etkilenen meczubun biri yapmış.” deyip geçiştirirler.

İnsanız. Merak doğamızda var. Fakat bizim insanımızda merakını sözlü cevaplarla giderme hastalığı var. Aklını kurcalayan soruyu, sorunu “Kesin bilir.” dediği birisine sorup, aldığı cevapla da yetinir. “Bizim Hikmettin ağbinin bu konularda bilgisi çok iyi. Ona sordum.” Diyerek kendini de çevresini de ikna eder aldığı cevapla. Araştırmayı zul sayan, hap gibi bilgi almayı çok seven bir güruh var bu ülkede. Üstelik öyle herhangi bir ideolojiyi savunan herhangi bir kesimi kast etmiyorum bunu söyleyerek. Son derece zeki görünüşlü, iyi okullar bitirmiş ahmaklar da var bu tanımın içinde. Okumayan demeyeceğim, herkes okumak zorunda değil, fakat merak ettiğini araştırmaktan aciz bizler karanlığı dört kolla çağırıyoruz üstümüze ve kaçınılmaz sonuç doğuyor. Karanlıktan beslenenler ateşle yürüyor aydınlığın üzerine.

Öyle bir devirde öyle bir memlekette yaşıyoruz ki; çalışarak, tırmalayarak öğrendiklerimizi bile unutmak mecburiyetindeyiz. Bildiklerimizin bile yalan haline geldiği gezegenin gündemi en hızlı değişen ülkesiyiz. Birkaç güne kalmaz bunu da unutacağız. Belki birkaç sene saldırının anma gününü gerçekleştiririz yanan kapının önünde. Ya da yarısı yanmış kapıyı bir müzede sergileriz. 

Unutsak da başımıza gelenleri, önemsemesek de kimi hadiseleri; güzel günler görme hayalimiz yok olmadı henüz. Karanlık ellerin tuttuğu ateşler yakamayacak düşlerimizi.




Yorumlar